Trabzon ve Trabzonspor Haberleri

“Kent Konseyi Belediyenin Emrinde Değil, Kentin Vicdanıdır”

GÜNDEM

Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan, Trabzon Kent Konseyi’nin kent yönetimi karşısında yeterince bağımsız hareket etmediğini savunarak dikkat çeken eleştirilerde bulundu. Kent konseylerinin belediye yönetimlerinin inisiyatifinde çalışan yapılar olmadığını vurgulayan Pehlevan, “Kent Konseyi belediyenin emrinde değil, kentin vicdanıdır” dedi.

“Kent konseyleri demokratik yapılardır”

Açıklamada, Trabzon’un tarihî ve kültürel mirasının korunmasının kentte yaşayan herkesin ortak sorumluluğu olduğu ifade edildi. Kent yönetiminin keyfî kararlarla değil; hukuk, bilim, adalet ve eşitlik ilkeleri doğrultusunda yürütülmesi gerektiği kaydedildi.

8 Ekim 2006 tarihli ve 26313 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kent Konseyi Yönetmeliği’ne dikkat çekilen açıklamada, yönetmeliğin 1. ve 6. maddelerinin kent vizyonunun geliştirilmesi, hemşehrilik bilincinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir kalkınma, çevre duyarlılığı, demokratik katılım, şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi konularda kent konseylerine görevler verdiği belirtildi.

Kent konseylerinin belediye birimi olmadığı ve çalışmalarının belediye başkanlarının kişisel tercihine bağlı olmaması gerektiği savunulan açıklamada, “Belediye başkanı istemezse kent konseyi çalışamaz” anlayışının yerel demokrasiyle bağdaşmadığı ifade edildi.

“Kent konseyleri kentin ortak aklıdır”

Açıklamada, kent konseyi yürütme kurullarının seçimle belirlendiği ve görevlerini halkın menfaatleri doğrultusunda yerine getirmesi gerektiği vurgulandı. Kent konseylerinin kente ilişkin strateji ve politikaların oluşmasına katkı sunan, halkın katılımını sağlayan demokratik yapılar olduğu kaydedildi.

Ayrıca, kent konseylerinin çalışmalarının hangi hukuki yetkiyle durdurulabileceği ve halkın katılım mekanizmalarının neden tek bir kişinin iradesine bağlı olması gerektiği soruları yöneltildi.

Trabzon’un çevre ve ulaşım sorunlarına dikkat çekildi

Açıklamada, Trabzon’da kıyı alanları ve deniz ekosisteminin zarar gördüğü, sahil alanlarının kamu yararı ilkesine aykırı şekilde işgal edildiği, mera ve tarım arazilerinin yapılaşmaya açıldığı ve dere yatakları ile su varlıklarının kirlendiği ileri sürüldü. Ulaşım ve trafik planlamasındaki eksikliklerin de kent yaşamını olumsuz etkilediği ifade edildi.

Kentte çevre ve diğer birçok konuda “Ben yaptım oldu” anlayışıyla hareket edildiği savunulan açıklamada, “ortak akıl”, “katılım” ve “istişare” kavramlarının yalnızca söylemde kalmaması gerektiği belirtildi.

“Katılım, karar öncesinde sağlanmalı”

Kentte hayata geçirilen projelerin tüm paydaşların katkısına açıldığı yönündeki beyanların gerçeği yansıtmadığı öne sürülen açıklamada, Trabzon halkının kenti doğrudan etkileyen birçok projeden ancak uygulama aşamasında haberdar olduğu iddia edildi.

Katılımın, karar alındıktan sonra bilgilendirme yapmakla sınırlı olmadığı belirtilerek, karar öncesinde görüş alınması ve bu görüşlerin karar süreçlerine yansıtılması gerektiği vurgulandı. Kent Konseyi’nin görevinin yapılanları sonradan meşrulaştırmak değil, kamu yararını gözeten uyarı ve değerlendirmeleri zamanında dile getirmek olduğu ifade edildi.

Kent Konseyi’nin “normal çalışma düzenine geçtiği” yönündeki açıklamalara da değinilen metinde, kentin doğal varlıkları, tarım alanları ve yaşam kalitesi üzerindeki etkiler dikkate alındığında mevcut çalışma düzeninin yeterliliğinin tartışılması gerektiği savunuldu.

Açıklamanın sonunda Trabzon’un doğal, kültürel ve kamusal değerlerinin korunmasının yurttaşlık sorumluluğu olduğu belirtilerek, kent için gerçek katılım, şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukuka uygun yönetim çağrısı yapıldı.

Metinde, “Trabzon hepimizin evidir. Evine sahip çıkmak, susmakla değil; düşünmekle, konuşmakla, üretmekle ve gerektiğinde itiraz etmekle mümkündür” ifadelerine yer verildi.

Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.