Kurucu Yılmaz Trabzon’da Adalet ve Kalkınma Partisi çatısı altında yaşananlar artık görmezden gelinecek gibi değil.

Kurucu Yılmaz  Trabzon’da Adalet ve Kalkınma Partisi çatısı altında yaşananlar artık görmezden gelinecek gibi değil.

Trabzon’da Adalet ve Kalkınma Partisi çatısı altında yaşananlar artık görmezden gelinecek gibi değil.

Ortada açık bir gerçek var: “Ahmet fobi” denilen bir anlayış, liyakatin önüne geçmiş durumda. İşler ehline mi veriliyor, yoksa bir aileden 2, 4, 5 hatta 25 kişinin işe alındığı bir düzen mi kurulmuş? Huzur yapı ekipleri mi, daimi meclis üyeleri mi, kim neyin peşinde artık herkes görüyor.

Eğer bu hastalığın adı “Ahmet fobi” değilse, o zaman durum daha vahim. Çünkü halkın geldiği nokta şu: insanlar neredeyse Recep Tayyip Erdoğan’ı suçlayacak noktaya itilmiş durumda. Hatta öyle bir çıkarcılık var ki, bugün başka yerde duranların yarın CHP’ye geçmesi bile kimseyi şaşırtmayacak.

Rakamlar ortada, gerçekler net:
    •    2014 – Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu: %59.39 – 273.812 oy
    •    2019 – Murat Zorluoğlu: %64.61 – 307.812 oy
    •    2024 – Ahmet Metin Genç: %51.48 – 234.839 oy

Bu düşüş tesadüf mü? Hayır.

Dün “oy vermeyiz” diyenlerin, bugün aynı kapıların önünden ayrılmadığı da görüldü. Aynı kişiler, geçmişte bu iki başkana iftiralar atarken bugün farklı maskelerle ortada dolaşıyor.

Bugün 81 il ve ilçede bu zihniyet etkiliyse, faturayı emekliye ya da Recep Tayyip Erdoğan’a kesmek kolaycılıktır. Asıl mesele, yereldeki çürümüş yapıdır. “Balık baştan kokar” diyerek sorumluluktan kaçanlar, önce aynaya bakmalıdır.

“Atamayla gelen vekiller”, “ben olmazsam parti olmaz” diyen kibirli anlayış ve etrafındaki çıkar grupları bu yapının en büyük sorunudur.

Bu dava bir kişinin, bir grubun, bir klik’in değil. Bu dava bir zamanlar samimiyetle yürüyenlerin davasıdır.

Bir zamanlar bu partide bir “hoca” vardı; milletvekiliydi, başbakan oldu. “Bu davaya ihanet edersem yüzüme tükürün” demişti. Bugün o sözün ağırlığını hatırlayan var mı?

Bu davanın gerçek sahibi Recep Tayyip Erdoğan ve onunla birlikte yola çıkan ak gönüllü insanlardır.

Benim kimin ne dediğiyle, kaç kişinin beğendiğiyle işim olmaz. Ama yaşanan bu tabloyu Reis’e anlatacağım gün, birçok kişinin maskesi düşecek.

2001’de masa bile olmayan bir ofiste, aidatını cebimizden ödediğimiz, dostlukla, birlikle kurulan bu yapı; 2009’a kadar böyle geldi. Çatlaklar vardı ama bu kadar çürüme yoktu.

Şimdi soru net:
Bu büyük aile, sonradan gelen çıkarcıların elinde mi eriyecek?

Bunu zaman gösterecek…

Arif Arslan

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER