Gelir adaletsizliğinin bu kadar derinleştiği bir süreçte biz kamu emekçilerinin ve kamu emeklilerinin 2026
ve 2027 yıllarındaki ekonomik ve özlük haklarının görüşüldüğü 8. Toplu sözleşme süreci de maalesef
iktidar adına masaya oturan kamu işvereni ile yandaş sendikalarının ayak oyunlarıyla emekçilerin
hezimetiyle sonuçlanmıştır.
Toplu görüşme masasının kurulmasına ve devam etmesine katkı sağlayan Yetkilendirilmiş sendika olan
Memur-Sen ve suç ortağı olan Kamu-Sen masaya gitme gerekçelerini iş kollarıyla kamu işvereni arasında
yapılan görüşmelerde 58 maddede kazanımlar elde edildiğini dile getirmişler ve bu kazanımların heba
edilmemesi için hakem heyetine üye vereceklerini ifade etmişlerdir. Ancak kazanım diye ortaya koydukları
maddelerin nerdeyse tamamına yakını önceki toplu sözleşme metinlerinde yer alan ve yeni bir sonuç
doğurmayan içerikte olduğu kısa sürede anlaşılmıştır. Yani diğer bir ifadeyle kamu emekçileri ve kamu
emeklileri bir kez daha sefalete mahkum edilmişlerdir.
Buradan bir kez daha kamu işvereni eliyle bizlere toplu sözleşme masasında yoksulluğu ve sefaleti dayatan
iktidara ve onun aparatı olarak varlıklarını sürdüren Yetkilendirilmiş sendika olan Memur-Sen ve suç ortağı
olan Kamu-Seni protesto ediyoruz.
Değerli Basın Emekçileri;
SU ÇÜRÜDÜ, TUZ KOKTU!
Yoksulluğun derinleştiği ve kalıcı hale geldiği dönemlerin en karakteristik özelliği adalet duygusu zayıflar
ve herkes kendi yargısını dağıtmaya başlar. Böylesi durumlarda toplumda en çok yargıya olan güven
zayıflar. Tıpkı içinden geçtiğimiz bu süreçte, yapılan saha çalışmalarında en az güvenilen kurumların
başında yargı kurumunun çıkması gibi. Oysaki bizler biliyoruz ki bunun müsebbibi yargı emekçileri
değildir.
Bilinen bir gerçek var ki o da yoksullaşma sadece bireylerin öznel sorunu olmaktan daha çok, toplumu
değer yargılarını oluşturan adalet duygusunu yıpratan bir süreci içinde barındırdığıdır. Yargı emekçilerinin
iş yükü her geçen gün daha fazla artmaktadır.
Bir toplumun başına gelecek en büyük felaketlerin başında hiç kuşku yok ki, o toplumdaki adalet
duygusunun zayıflaması, ortadan kalkmasıdır. Bugün yaşanan temel sorun tam da budur. Adalet
duygusunun ortadan kalkması tam anlamıyla kötülüklerin zincirlerinden kurtulması, yaşamı kabusa
dönüştürmesidir.
ÇARPIK YARGI SİSTEMİNİN BEDELİ YARGI EMEKÇİLERİNE ÖDETİLEMEZ!
Toplumda adalet duygusunun ortadan kalkmasının en temel nedeni olan yargı sisteminin bağımsızlığını
kaybetmesidir. Keza periyodik olarak çıkarılan yargı paketleri dava sayılarındaki artış ve yıllarca süren
dava süreçleri yargı emekçilerinin çalışma hayatını kâbusa çevirmiş durumda.
Ağır iş yüküne eşlik eden yoğun mobbing, bir yanda keyfi olarak açılan soruşturmalar, mesai kavramı
gözetmeksizin çalışmaya zorlanan yargı emekçilerini bunalıma sürüklemektedir.
ARTIK YETER SORUNLARIMAZA ÇÖZÜM İSTİYORUZ!
Yeni yargı yılı açılırken bir kez daha taleplerimizi sıralıyoruz;
2009 yılından bu yana Yargı Emekçilerinin ekonomik haklarında hiçbir ilerleme sağlanmamıştır. Aksine
var olan havuz paralarının kaldırılması, iyileştirme olarak verilen fazla mesai ödemelerinin kesilmesi,
ulaşım paralarının sadece Ankara, İstanbul ve İzmir’le sınırlandırılması gibi uygulamalarla ekonomik
kayıpları artmıştır. Bu nedenle yargı emekçilerinin insanca yaşayacakları bir ücret için öncelikle ekonomik
kayıpları giderilmelidir.
• Ayrım yapılmaksızın, tüm yargı emekçilerine mesai ücreti ödenmesi sağlanmalıdır.
• Ulaşım ücretleri ayrımsız her ilde verilmelidir.
• Havuz paraları ile ilgili yargı emekçilerinin lehine olacak şekilde düzenleme yapılarak
ödenmesine tekrar başlanmalıdır.
• Yargı emekçilerinin de diğer kamu görevlileri gibi 2802 sayılı yasadan çıkarılarak 4483 sayılı
Memurin Muhakematı Kanunu'na tabi olması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
• Cumhurbaşkanlığı’nın Kreş genelgesinin gereği yapılmalı ve her işyerine kreş ve bebek bakım
odaları açılmalıdır.
• Adalet Bakanlığı’nda yürütülen promosyon görüşmelerinde, promosyon tutarı yılda en az bir
maaş olarak belirlenmeli ve bütün çalışanlara eşit olarak dağıtmalıdır.
• Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları periyodik olarak açılmalı, yapılacak sınavlarda
yazılı sınav notları esas alınarak, mülakat haksızlığına son verilmelidir.
Büro Emekçileri Sendikası olarak yargı emekçilerinin taleplerinin karşılanması ve bağımsız bir yargı
sistemi için mücadele etmeye devam ediyoruz.
Tüm yargı emekçilerini bu haklı mücadelemize sahip çıkmaya çağırıyoruz