Ahmet Davutoğlu yayımladığı detaylı veda metninde, hem küresel altüst oluşlara hem de Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi ve sosyo-ekonomik şartlara dikkat çekti. Dünyada yapay zeka devrimi, jeopolitik krizler ve küresel adaletsizliklerin yeni bir düzeni zorunlu kıldığını vurgulayan Davutoğlu, Türkiye'nin bu değişim karşısında öncü bir rol üstlenmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu temel şartlarda ağır bir gerileme yaşandığını ifade eden Davutoğlu, liyakatten uzaklaşılması, üniversitelerin kan kaybetmesi, kutuplaşmanın artması ve yolsuzluk algısının inkar edilemez boyutlara ulaşmasının toplumsal dokuyu ve devlet-vatandaş güvenini zedelediğini savundu.
Açıklamasında mevcut siyaset zeminini sert sözlerle eleştiren Davutoğlu, milletvekili transferleri ve belediye başkanı geçişleri gibi uygulamaların demokrasi ahlakına darbe vurduğunu ifade etti. Siyasetin toplumsal sorumluluk alanı olmaktan çıkıp dar çıkarların ve makam pazarlıklarının sahasına dönüştüğünü vurgulayan deneyimli siyasetçi, "Çöl ikliminde gül ağacı yetişemeyeceği gibi çürüyerek çölleşen siyaset alanında da nitelikli ve ahlaklı siyaset adamları yetişmez" değerlendirmesinde bulundu.
Sistemsel sorunlara değinen Davutoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile güçler ayrılığının ortadan kalktığını, bu durumun kişilerden bağımsız bir sistem sorunu olduğunu ve Türkiye'nin acilen Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem'e geçmesi gerektiğini yineledi.
Gelecek Partisi'nin kuruluşundan bu yana yaşadığı zorlukları, karşılaştığı medya ambargolarını ve teşkilat mensuplarının uğradığı baskıları hatırlatan Davutoğlu, partinin tüm bu engellere rağmen ilkelerinden taviz vermediğini söyledi. Saadet Partisi ve Yeni Yol Partisi çatıları altında Meclis grubu kurma çabalarını da aktaran Davutoğlu, muhalefet ve siyaset kurumundaki genel erozyonun alternatif oluşturmayı imkansız hale getirdiğini ifade etti.
Kararın bir teslimiyet anlamına gelmediğini belirten Davutoğlu, açıklamasını şu ifadelerle noktaladı:
"Bu, bir teslimiyet kararı değildir. Bu, ahlaki bir mesafe koyma kararıdır. Bu, siyasetten vazgeçiş değil; herkese, siyaseti yeniden düşünme çağrısıdır. Bu, Türkiye mücadelesinden çekilmek değil; Türkiye'ye karşı sorumluluğumuzu günlük siyasi hesapların üzerine çıkarmaktır. Bizim mücadelemiz herhangi bir parti tüzel kişiliğiyle sona ermeyecektir. Bundan sonra da düşünce, ahlak, eğitim, bilim, kültür ve uluslararası diplomasi alanlarında ülkemiz için çalışmaya, doğruyu teşvik edip yanlışa karşı uyarmaya devam edeceğiz."