Trabzon İli Fındık Üreticileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı İsmail Albayrak ile Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Trabzon Şubesi, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde ortak bir basın açıklaması yaptı. Basın toplantısında ındıktaki sorunlar, üreticilerin mağduriyeti ve fındık fiyatı masaya yatırıldı. İsmail Albayrak “Bilimsel veriler ve yaşanan gerçeklerle fındığın kg/maliyet fiyatı belirlenmeli, üreticinin emeğinin karşılığı olarak tavan değil, taban fiyat açıklanmalıdır” dedi.
Albayrak açıklamasının devamında şu ifadelere yer vedi:
Çin’in Makao adasında 12-24 Mayıs 2026’da düzenlenen 43 Dünya Kuruyemiş ve kuru meyve kongresinde ülkemizdeki fındık piyasasını sarsacak spekülatif bir gelişme yaşandı, yeni sezon için fındık rekolte tahmini 809 bin 940 ton olarak açıklandı. Yine aynı kongrede 2025/
2026 sezonu üretiminin 518 bin ton olarak gösterildiğini açıklayan üretici önderleri ve ziraat odaları bu açıklamaların fındık üreticisinin yok pahasına ürününü almaya yönelik aldatmaca ve oyundan başka bir şey değil” tepkilerini dile getirdiler. Fındık bahçelerinde karşılığı olmayan hayali rakamların hiç hayali rakamların yoktur. Üreticiyi yanıltıp ürününü elinden değerinin çok altında almaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Nerede tek yetkili Tarım ve Orman Bakanlığımız?
rekolte tesbiti harmanda yapılsın üreticinin beyanı alınsın, çelişkiler yok olsun, sesimizi kimselere duyuramadık. Fındık geçtiğimiz sezon kuraklık, külleme, kokarca darbesi yedi, fındık üretici çaresiz iklime teslim oldu.
Geçen sezona göre, miktarda yüzde 31 düşüş, değerde ise yüzde 17 oranında satış artışı gerçekleşmiş. Az satmışlar, çok kazanmışlar piyasanın ateş pahası olduğu günümüzde fındık fiyatları niçin yerlerde sürünüyor 140-150-170 kg TL’ ne demek? Şimdiden geçen yılın altına fiyatları çekmek için karanlık oyunların ilk perdesi mi oynanıyor?
Fındıkta yaşanan fiyat oyununu çiftçinin ürününün nasıl yok pahasına elinden alındığını yıllardan beri söylüyoruz. (Avrupalının yenmeyen fındığının yanında) Fındık baronları fiyatı düşürmek için he türlü (serbest piyasa) yutturmacası ismi altında değerinin çok altında üreticinin ürününü elinden alındığını söylüyoruz.
Bizler çok iyi biliyoruz ki; Bu durum böyle değildir. Üreten Çiftçi alın terinin hakkını alamamakta ama aracı, kırıcı, tüccar ihracatçı, fabrikatör tedarikçi hepsi kazanmaktadır. Fındığın bakım maliyeti gübre, ilaç, işçilik, nakliye gibi kalemlerdeki artışlar, yaşanan enflasyon, Fındığın’da maliyetini yükseltmiştir. Bir işçi yevmiyesinin üç bin, üç bin beş yüz TL olduğu günümüzde gerçekçi maliyet hesabı yapılmadan açıklanacak alım fiyatları üreticiyi memnun edemez.
Yaşadığımız süreç, açıklamamızın sloganını ortaya çıkardı. “ÇİFTÇİ YOKSA, YİYECEK YOK, YİYECEK YOKSA GELECEK YOK”
Gıda ithalatı, çıkmaz sokaktır. Ülkemizi bu çıkmazdan çıkaralım. “DESTEĞİ TOPRAĞA DEĞİL, ÜRÜNE VERELİM”
Dünya’da eşi ve benzeri olmayan “üretmede seni destekleyeyim”
uygulamasının verim ve kaliteye yararı olmadığı ortaya çıkmıştır.
Bu uygulamadan vazgeçilmelidir.
Ürüne destek verilerek verim ve kalite artırılmalı, süreç izlenmelidir.
Karadeniz Bölgesinin olmazsa olmazı Fındık ve Çaydır.Geçmiş yıllarda tekelleşen alıcı, üreticinin üzerinde bir balyoz gibi tedbirlerle alımlara müdahale ederek fiyatların düşmesine neden olmaktadır. Fiskobirlik yeniden yapılandırılmalı, tüm üreticiyi kapsamalı, piyasada belirleyici rol oynamalıdır.
Fındık üreticisinin gerçek temsilcileri, tekelleşmeye karşı tavır alırken, üreticinin sırtından geçinenler yabancı tekel’e kurtarıcı naraları attılar o günleri unutmadık. Şimdi ise Fındık Yabancı tekelin elinde alternatif pazarları tüketti sıra Türkiye’ye geldi diyorlar.
“Yabancı Tekel Türk fındığına muhtaçtır” söylemleri ile üretici’nin sömürülmesini görmezden geliyorlar. Fındık’ta yabancı tekeL yok diyenler, Dünya üretiminin % 70’ine sahip olan ülkemiz, işleme ve pazarlamada söz sahibi olamıyorsa, şapkayı önümüze koymalı gerçek ve kalıcı istikrarlı çözüm üretmeliyiz.