Fındık üreticisinin yaşadığı sorunlara dikkat çekilen açıklamada, özellikle emanet sisteminin üreticiyi ekonomik kayba uğrattığı ve pazarlık gücünü zayıflattığı ifade edildi. Üreticilerin ürünlerini uygun koşullarda muhafaza edemedikleri için tüccara emanet bırakmak zorunda kaldıkları belirtilirken, çözüm için FİSKOBİRLİK’in güçlendirilmesi ve lisanslı depoculuğun yaygınlaştırılması çağrısı yapıldı.
Açıklamada, Karadeniz’de binlerce fındık üreticisinin bir yıllık emeğinin karşılığını alabilmek için mücadele ettiği belirtilerek, üreticilerin örgütlü bir yapı içerisinde hareket edememesinin piyasadaki pazarlık güçlerini azalttığı kaydedildi. Fındıkta yıllardır devam eden emanet sisteminin bu durumun önemli örneklerinden biri olduğu vurgulandı.
Üreticilerin bir bölümünün il dışında yaşadığı, köylerde üretime devam edenlerin ise fındıklarını uzun süre muhafaza edebilecek uygun depolama koşullarına sahip olmadığı ifade edilen açıklamada, nem, rutubet, küflenme ve kalite kaybı risklerinin üreticileri ürünlerini tüccara emanet bırakmaya yönelttiği belirtildi.
Üreticinin çoğu zaman ürününü satmak istemediği ancak saklama imkânı bulunmadığı için buna mecbur kaldığına dikkat çekilen açıklamada, depolama ve finansman gücüne sahip alıcıların bu süreçte avantaj elde ettiği savunuldu. Üreticinin ürününü teslim ettiği günkü fiyat yerine aylar sonra ödeme almak istediğinde karşısına çıkan fiyat üzerinden hesap yapmak zorunda kalabildiği ifade edildi. Fındığın 350 TL seviyesinde olduğu bir dönemde emanete bırakılan ürünün bir yıl sonra 90-100 TL üzerinden hesaplanabildiği örneği verilerek, sistemin üretici üzerindeki ekonomik etkisine dikkat çekildi.
FİSKOBİRLİK’İN ÜRETİCİYİ KORUYUCU ROLÜNE DİKKAT ÇEKİLDİ
1938 yılında üreticilerin ortak iradesiyle kurulan FİSKOBİRLİK’in, fındık üreticisinin örgütlü gücünü ve pazarlık kapasitesini temsil eden önemli bir kurum olduğu belirtilen açıklamada, birliğin piyasa düzenleyici ve üreticiyi koruyucu işlevinin yıllar içerisinde zayıfladığı ileri sürüldü.
FİSKOBİRLİK’in ticari faaliyetlerinin zaman zaman marketçilik üzerinden eleştirilmesine de değinilen açıklamada, TMO ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin perakende satış faaliyetleriyle ilgili değerlendirmelerin de yapılması gerektiği ifade edildi. Kurumun mali yapısı ve geçmiş uygulamalarında sorumluluğu bulunan kişiler varsa gerekli idari, mali ve hukuki işlemlerin yapılması gerektiği belirtilirken, kurumun ve üreticinin cezalandırılmasının çözüm olmayacağı kaydedildi.
ÜRETİCİNİN MALİYETLERİ ARTIYOR
Açıklamada, örgütsüz üreticilerin büyük alıcılar karşısında yeterli pazarlık gücüne sahip olmadığına dikkat çekilerek, gelişmiş tarım ülkelerinde üreticilerin kooperatifler ve birlikler aracılığıyla ürünlerini birlikte pazarladığı, depoladığı ve işleyerek katma değer oluşturduğu hatırlatıldı.
2025 yılında 350 TL seviyelerinde oluşan fındık fiyatının 2026 yılında 150 TL seviyelerine gerilediği belirtilen açıklamada, gübre, ilaç, işçilik ve akaryakıt gibi tarımsal girdi maliyetlerinin ise artmaya devam ettiği ifade edildi. Üreticinin eline geçen gelir ile artan maliyetler arasındaki farkın tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından sorun oluşturduğu vurgulandı.
TMO’NUN STOK VE ALIM POLİTİKALARI GÜNDEMDE
Toprak Mahsulleri Ofisi’nin fındık piyasasındaki rolünün de değerlendirilmesi gerektiği belirtilen açıklamada, alım politikalarının yanı sıra stok yönetimi ve piyasaya ürün arzının zamanlamasının önem taşıdığı kaydedildi. TMO’nun elindeki stokları piyasaya sunma kararlarının arz-talep dengesi ve üretici fiyatları üzerindeki olası etkilerinin dikkate alınması gerektiği ifade edildi.
Üreticinin beklentisinin yalnızca hasat döneminde alım yapılması olmadığı belirtilerek, yıl boyunca piyasa istikrarını gözeten, öngörülebilir ve üreticiyi koruyan tarım politikalarına ihtiyaç duyulduğu aktarıldı.
ÇÖZÜM İÇİN LİSANSLI DEPOCULUK ÇAĞRISI
Fındık üreticisinin yaşadığı sorunların çözümü için çeşitli önerilerin sıralandığı açıklamada, FİSKOBİRLİK’in üreticinin ortak örgütü olarak yeniden güçlendirilmesi, üreticiden alım yapma, ürün işleme ve ihracat kapasitesinin geliştirilmesi gerektiği belirtildi.
Üreticinin ürününü güvenli koşullarda muhafaza edebilmesi için lisanslı depoculuğun yaygınlaştırılması ve depoya teslim edilen ürün karşılığında finansmana erişimi kolaylaştıracak mekanizmaların oluşturulması istendi. Emanet sisteminde ürünün teslim tarihi, miktarı, niteliği, fiyatlandırma yöntemi ve ödeme koşullarının kayıt altına alınması gerektiği ifade edildi.
Ayrıca TMO’nun alım ve stok politikalarının üretici gelirini ve piyasa istikrarını koruyacak şekilde ele alınması, fındıkta üretimden ihracata kadar tüm süreçlerin bütüncül bir yaklaşımla planlanması çağrısında bulunuldu.
Açıklamanın sonunda fındığın Karadeniz’in ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamının temel unsurlarından biri olduğu vurgulanarak, üreticinin emeğinin korunmasının yalnızca çiftçinin değil, bölge ekonomisinin ve ülke tarımının geleceği açısından da önem taşıdığı ifade edildi. FİSKOBİRLİK’in güçlendirilmesi, lisanslı depoculuğun yaygınlaştırılması ve üreticinin emanet sisteminin oluşturduğu mağduriyet karşısında yalnız bırakılmaması gerektiği kaydedildi.