Çebi Doğu Karadeniz’de tsunami yaşanabilir.

Çebi Doğu Karadeniz’de tsunami yaşanabilir.

KARADENİZ TSUNAMİYİ KARADAN YAŞAYABİLİR !

          Gerekli önlemleri ivedilikle alamazsak korkarım ki Karadeniz “Tsunamiyi” karadan yaşayabilir.
          Her aşırı yağmurdan sonra Karadeniz’de sel ve su baskınları felaketi yaşanıyor. Dereler taşıyor, şehir merkezlerini su ve çamur basıyor. Binlerce yılda oluşan verimli topraklar gözümüzün önünde yağmur sularıyla yok olup gidiyor. İnsanlarımız bazen çamur altında can veriyor. Dünyanın en güzel coğrafyası heyelanlardan dolayı ne yazık ki can çekişiyor.
           Mesleğime başladığım 1987 yılından beri katıldığım hem bilimsel, hem de konuyla ilgili tüm toplantılarda;
            -Karadeniz’in dik yamaçlarını binlerce yıl sellere karşı koruyan sahipli Kızılağaç ve Kestane ormanlarının yok edilmesine engel olamadığımızı,
              -Bilimsel gerçeklere aykırı olan uygulamalarla da doğal yapıyı olağanüstü tahrip ettiğimizi,
               -Ve bundan dolayı da “Sel ve Su Baskını” felaketlerinin Karadeniz’in en büyük sorunu olduğunu bıkmadan, usanmadan ısrarla dile getirdim.
               Söylediklerimin ve yazdıklarımın birçoğu zaman zaman yazılı ve görsel basında da haber oldu.
              Üst düzey görevlerde de bulunmuş olmama rağmen Karadeniz’in en büyük sorununu çözümünden birinci derecede sorumlu olan Bakanlığımın  gündemine taşıyamadım.
              Yıllarca yapılan büyük hataların, vurdumduymazlıkların ve günü gün etmekten başka işe yaramayan klişeleşmiş cümlelerin ne yazık ki bugün kaçınılmaz olan bedelini  çok ağır ödüyoruz.
             Yıllardır dengesini bozduğumuz doğal yapıyı iyileştirmek, koruyamadığımız ormanları sahipleri adına tekrar geriye kazandırmak ve orman varlığını arttırabilmek için bu güne kadar kayda değer hiçbir şey yapamadık.
            Üstelik, sel ve su baskınlarıyla mücadele adına dereleri beton kanallara hapsederek de heyelan riskinin daha da artmasına neden olduk.              Artık bıçak kemiğe dayanmış durumdadır.
             Daha çok şov, hamaset ve ranta dayalı eski alışkanlıklarımızla yola devam edebilmemiz asla mümkün değildir. 
             2010 ve 2013 yıllarında görev yaptığım Bakanlıklara rapor halinde sunduğum, 2018 yılında da Tarım ve Orman Bakanımız Sn. Bekir Pakdemirli’ye bizzat anlattığım "Kırsal Dönüşüm Projesini” Bakanlıkların tozlu raflarından indirerek hızla gündemimize almak zorundayız.
         Unutulmamalıdır ki! 
         Gerekli tedbirlerin(Kırsal Dönüşüm  Projesi) hızla uygulamaya konulmaması  halinde; yaşadığımız felaketlerin gelecekte yaşanabilecek çok daha büyük faciaların sadece birer fragmanı olduğu ne yazık ki daha net anlaşılabilecektir.
                Sadece Karedeniz’de değil, ülkemizin tamamında yaşanan sel ve Su Baskını sorununun tek kalıcı çözümü olan Kırsal Dönüşüm Projesiyle;

             1-Kamu yönetim sisteminde ve yasal mevzuatta radikal değişikliklere gitmeliyiz.
            2-Çeşitli nedenlerle kaybedilen ormanların tamamını sahipleri adına tekrar geriye kazandırmalıyız.
           3-Kamunun dışındaki tarıma uygun olmayan topraklarda özel ormanlar tesis etmeliyiz.
           4-Yanlış uygulamalarla tahrip edilen doğal yapıyı olabildiğince hızla iyileştirmeliyiz.         5-Yağmur sularının ve derelerin özgürce denize ulaşmasını kısıtlayan tüm yapay oluşumları bertaraf etmeliyiz.
          6-Sağlam kaynaklardan beslenen teşvik edici finansal sistemleri geliştirmeliyiz.

Aksi halde, korkarım ki Karadeniz Tsunami’yi karadan yaşayacaktır.

Arif Arslan

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.