YENİ Parti Ortahisar ilçe başkanlığı Kurucu Başkan Haluk Batmaz zam üstüne zam gelen akaryakıt fiyatları üzerinden iktidar yetkililerini eleştirdi. Batmaz, “Zam gerçeği ile 100'lestik” dedi.
Yazılı bir basın açıklaması yapan Batmaz, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Akaryakıt fiyatlarındaki artış yalnızca aracının deposunu dolduran vatandaşı ilgilendirmiyor. Akaryakıt, üretimden taşımacılığa, nakliyeden lojistiğe kadar ekonominin tamamını doğrudan etkiliyor.
Benzin ve motorin fiyatları yükseldikçe üreticinin tarlasından, fabrikanın üretim bandından çıkan ürünün tüketiciye ulaşana kadar katlandığı maliyet de artıyor. Taşıma ve lojistik giderlerindeki yükseliş, zincirin her halkasına yansıyor ve sonunda iğneden ipliğe kadar zam olarak vatandaşın sofrasına geliyor.
Yani akaryakıt zammı sadece pompada kalmıyor; mutfağa, pazara, markete ve vatandaşın bütçesine yansıyor.
MAAŞ ARTIYOR, ALIM GÜCÜ GERİLİYOR
Peki fiyatlar bu hızla yükselirken vatandaşın geliri ne oluyor?
Rakamlar arasındaki fark, yaşanan tabloyu açıkça ortaya koyuyor.
Yılın başında en düşük emekli maaşı 20 bin lirayken bugün 23 bin 552 lira. Artış yaklaşık yüzde 17,76.
Motorin ise yılın başındaki yaklaşık 55 liradan bugün 102 liraya yükseldi. Artış yaklaşık yüzde 85.
Bir tarafta yüzde 17,76’lık gelir artışı, diğer tarafta yüzde 85’lik motorin artışı var.
Bu fark yalnızca bir istatistik değildir. Vatandaş bunun karşılığını pazarda, markette, ulaşımda ve mutfağında doğrudan hissediyor.
Çünkü motorin pahalandığında yalnızca yakıt faturası büyümüyor. Ürünün tarladan sofraya, fabrikadan market rafına ulaşma maliyeti de artıyor. Sonuçta bütün bu yük dönüp dolaşıp vatandaşın bütçesine biniyor.
Maaş yüzde 18 artarken motorin yüzde 85 artıyorsa, rakamlar büyürken vatandaşın alım gücü neden küçülüyor?
Emekli pazara gittiğinde filesini dolduramıyorsa, çalışan aldığı maaşla ay sonunu getiremiyorsa, çiftçi ürettiğinin karşılığını alamıyorsa artık yalnızca bir akaryakıt fiyatından söz edemeyiz.
Burada asıl mesele, emeğin karşılığının giderek azalması ve geçim yükünün her geçen gün ağırlaşmasıdır.
Mesele; evde tencerenin daha zor kaynaması, sofradaki çeşitliliğin azalması, maaşın ay bitmeden tükenmesi ve insanların geleceğe daha fazla kaygıyla bakmasıdır.
Biz siyasetin merkezine insanı koyuyoruz.
Emeklinin sofrasını, işçinin alın terini, çiftçinin emeğini, esnafın mücadelesini ve gençlerin geleceğini merkeze alan bir anlayışı savunuyoruz.
Çünkü bu ülkenin insanı daha fazla yük taşımak değil; emeğinin karşılığını almak, alın teriyle insanca yaşamak ve çocuklarının geleceğinden kaygı duymadan yarına bakmak istiyor.
Bizim mücadelemiz tam da bunun için:
İnsanın ezilmediği, emeğin değersizleşmediği, alın terinin karşılığını bulduğu ve herkesin sofrasını huzurla kurabildiği bir Türkiye için.”