Meme Kanserinde Estetik Korku, Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi’nde Uygulanan Yöntem ile Tarih Oluyor!

Meme Kanserinde Estetik Korku, Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi’nde Uygulanan Yöntem ile Tarih Oluyor!

Meme Kanserinde Estetik Korku, Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi’nde Uygulanan Yöntem ile Tarih Oluyor!

Meme kanseri teşhisi konula Filiz VARDAR (39) ve Seda ÖZSOY SOMUNCUOĞLU (42) 4 ay önce aynı şikâyet (sol memelerinde daha önce olmayan, sert ve fındık şeklinde kitle olması) ile KTÜ Farabi Hastanesi’ne başvurdu. Her iki hasta da eğitimci idi ve memede yeni ortaya çıkan veya ele gelen kitlenin ne kadar ciddi bir durum olduğunu çok iyi biliyorlardı. Meslek hayatlarının en verimli döneminde olan hastalar hemen kendilerine en yakın hastaneye başvurarak muayene oldu ve onlar için zor bir dönem başlamış oldu. Meme kanseri olan çok hasta duymuşlardı. Bu hastaların memelerinin bir kısmının alındığını ve memelerinde şekil bozukluğu olsa da en azından dış görünüşlerinde değişiklik olmadığını görmüşlerdi. Eğitimci olmaları aslında her ikisine de zaman içerisinde zor durumlarla nasıl başa çıkılması gerektiğini, mücadele etmeyi öğretmişti. Farklı şehirlerde yaşayan Filiz Hanım ve Seda Hanım’ın meme kanseri konusunda deneyimli bir merkez bulma isteği, onların yolunu Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği’nde kesiştirdi. Filiz Hanım ve Seda Hanım, internette yapmış oldukları araştırmada daha önce benzer şekilde meme kanseri olan ve memesinin alınması önerilen hastaların hikâyelerinden yola çıkarak KTÜ Farabi Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği’nde Cerrahi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet AKBAŞ’a ulaştı. 
KTÜ Farabi Hastanesi Cerrahi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet AKBAŞ süreci şu şekilde değerlendirdi: “Her iki hastamızın ilk muayenelerinde tümörün büyük olduğunu dolayısıyla memenin korunmasının zor olduğunu gördük. Hastalarımızın her ikisinde de lokal ileri evre meme kanseri mevcuttu. Tümör, memede oldukça geniş bir alanı kaplamış ve birden fazla alanda bulunuyordu. Hastalarımızın durumunu Farabi Hastanesi Cerrahi Onkoloji Konseyi’nde değerlendirdik. Hem tümörü küçültmek hem de tümörün ilaçlara vereceği yanıtı değerlendirmek için neoadjuvan kemoterapi yöntemini uyguladık. Bu tedavi sonrasında yaptığımız kontrollerde, kitlelerin oldukça küçüldüğünü gördük. Sonraki aşamada, her iki hastamıza uygulanacak olan meme koruyucu ameliyatı hakkında kendileriyle konuşarak bir karar verdik.  Meme koruyucu ameliyatı denilince sadece memenin bir kısmının alınıp geri kalan kısmının kalması olarak anlaşılmaması gerekir. Meme koruyucu ameliyatlarda, günümüzde çok ileri bir yerdeyiz. KTÜ Farabi Hastanesi’ndeki ekibimiz, bu konuda son derece deneyim sahibidir. Hastaları, ameliyat öncesinde meme USG, meme MR ve mamografi ile değerlendiriyoruz. Memenin ve kitlenin büyüklüğünü, bu konuda çok deneyimli olan Radyoloji Uzmanı Hocamız Prof. Dr. Sibel KUL ile değerlendiriyoruz. Sonrasında hastanın memesine uygulanacak cerrahi yöntem seçimini hastalarımızla istişare ederek yapıyoruz. Memenin korunması ve estetik şeklinin korunması için elimizde çok sayıda seçeneğimiz mevcut. Hastamız, göğüslerinde şekil bozukluğu olmadan çoğu zaman da ameliyat öncesinden daha iyi bir görüntü ile taburcu oluyor.” 
“KTÜ Tıp Fakültesi 1973 yılında kuruldu. Bölgesinde ve yurt dışında, çok büyük bir alana hitap ediyor. Kanser cerrahisi çok önemli bir konu. Biz, cerrahi onkolog olarak işin görünen kısmı olmuş olsak da başarılarımızda deneyimli bir ekibin yanı sıra onkoloji konseylerinin, birçok bölümle ortak hareket etmesinin önemi çok büyük. Hastanemizde çok deneyimli radyoloji hocalarımız, medikal onkologlarımız, patoloji ünitemiz ve radyasyon onkolojisi bölümlerimiz var. Kanser cerrahisinin başarısı, tüm bu bölümlerin bir bütün olarak ortak çalışması ile ortaya çıkar. Filiz Hanım ve Seda Hanım, çok değerli iki hastamız. Kendilerine, önce iki taraflı meme cerrahisi uyguladık. Patologlarımız, tümörü tamamen aldığımızı söyleyince memenin şeklini verdik. Yine eş zamanlı ameliyat ile karşı memedeki fazlalıkları alarak hem kanserli dokudan hastalarımızı kurtardık hem de onkoplastik yöntemle memeler arasındaki hacim farkını gidererek daha estetik bir görünüm sağladık.”
Ameliyat ile ilgili görüşlerini dile getiren hastalar Filiz Hanım ve Seda Hanım hem kanserli dokudan kurtulmanın sevincini yaşadı hem de estetik bir bozukluk olmadan ameliyatın bitmiş olmasından çok mutlu olduğunu aktardı. 
Doç. Dr. Ahmet AKBAŞ, meme kanserleri ve cerrahisi hakkında şunları söyledi: “Meme kanserinde, memenin komple alınması yönteminin kullanımı artık yok denecek kadar azaldı.  2010’lardan sonra onkoplastik yöntemler ile gerçekten çok farklı bir alana girdik. Meme, kadın için önemli bir unsurdur. Memenin alınması veya meme cerrahisi sonrasında hastanın memesinde gözlenen asimetri, şekil bozukluğunun gerçekten ciddi sorunlara neden olduğu görüldü. Bu aşamada, onkoplastik yöntemleri kullanarak memede bulunan tümöre göre tek memeye veya eş zamanlı her iki memeye uygulanan cerrahi ile hastanın memesindeki şekil bozukluğunu minimuma indiriyoruz. Buradaki en önemli nokta, meme cerrahisi sırasında onkolojik kurallara uyduktan sonra hastanın memesinin tamamen alınması ile memenin estetik olarak korunduğu ve şekil bozukluğunun olmadığı biçimde yapılan cerrahi arasında yaşam süresi farkı olmamasının bilinmesidir. Yani hem memeniz korunuyor hem de yaşam sürenizde bir azalma olmuyor. Halkımız arasında kabul gören yanlış bir inanış mevcuttur. Meme kanseri olunca ancak memesinin tamamen alınması ile kanserden kurtulacağı inancıdır. Memenin bir kısmının alınarak estetik görüntünün korunduğu meme koruyucu ameliyat bazen istenmiyor. Bu tamamen yanlış bir inanıştır. Bunun bilimsel hiçbir geçerliliği mevcut değildir. Yapılan tüm çalışmalarda, hastanın memesinin komple alınması ile memenin korunması arasında hem hastalıksız sağ kalım hem de yaşam süresi arasında hiçbir fark olmadığı kanıtlanmış durumdadır.”

Arif Arslan

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER