Kraldan çok kralcılar!

Kraldan çok kralcılar!

Bu şehir, 1980 öncesinde görmediği ve yaşamadığı soygunları, cinayetleri ve silahlı saldırıları 1980 sonrasında yaşamıştır.

1985 yılında 54 milyar liralık Sağlık Müdürlüğü soygunu gerçekleşmişti. O dönemde bir apartman dairesi 100 bin TL iken, failler yaklaşık 540 daire bedeline denk gelen parayı çalarak sırra kadem basmıştı.

1990’da Tekel Deposu soygunu, 1995’te SGK İl Müdürlüğü soygunu, 2000 yılı sonunda Oyak Bank soygunu ve bir güvenlik görevlisinin şehit edilmesi yaşandı.

2004 yılında Rahip Santoro katledildi. Ardından KTÜ’de görevli Prof. Dr. Hicabı Cındık ile Prof. Dr. Sadettin Güner’in evladı ile birlikte yanlışlıkla öldürülmesi, sonrasında aynı sanıkların hasımlarını da katletmeleri ve beş gün boyunca yakalanamamaları üzerine yerel basın “YETER ARTIK” manşetini attı.

Yaygın basın ise bu şehirde sıkıyönetim ilan edilmesi çağrısında bulunuyor, “Türk Ordusu Trabzon’a müdahale etsin” diyordu. Canlı yayın stüdyoları kuruldu, günlerce bu şehirden tüm dünyaya yayın yapıldı. Meşhur “hop tek” oyununa dahi “serseri oyunu” denildi.

Özellikle Rahip Santoro olayı, TAYAD’lılara yönelik saldırı girişimleri ve iki millî futbolcumuzun ev ve iş yerlerinin aynı gün ve gece kurşunlanması dünya basınında manşet oldu.

Liyakatsiz bir şekilde PKK, Maçka ilçemize kadar indi; bir komiser kimlik sorduğu için vuruldu ve saldırgan kaçtı. Tecrübesiz fakat merkezi hükümete sadakatli idareciler, tüm bu olanları makamlarından seyretmekle yetindi.

İlin emniyet müdürü makamında bulunmak yerine özel toplantı evlerinde vakit geçiriyor, Trabzon’u bırakmış, ülkeyi yönetmeye çalışıyordu. Bu laçkalıktan faydalanan gayrimeşru kişiler istedikleri iş yerlerinden haraç alıyor, vermeyenleri kurşunluyordu.

Hrant Dink katledildiğinde ilin emniyet müdürü, dönemin bakan ve milletvekillerinin açık desteğiyle İstihbarat Daire Başkanlığına terfi ettirilmişti.

O günkü olayları önlemek için göreve getirilen İl Emniyet Müdürü Reşat Altay, yanında getirdiği müdür yardımcıları ve şube müdürleriyle oluşturduğu ekiplerle seri operasyonlara başlayarak şehrin asayişini yeniden sağladı. Ancak aynı gün, dönemin Valisi Hüseyin Yavuzdemir ve Emniyet Müdürü Reşat Altay merkez emrine alındı.

Kurulan kadro önce kızağa çekildi, ardından il dışına gönderildi. İktidar sahipleri, hatta il başkanları dahi bu duruma müdahale edemedi.

İşte bu yüzden diyorum ki:
Hiç kimse bu şehirde kraldan çok kralcı olmasın.

Arif Arslan

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.