Fındık; Milattan Önce Bile Bu Kadar Değersiz, Üreticisi Umutsuz ve Çaresiz Değildi!

Fındık; Milattan Önce Bile Bu Kadar Değersiz, Üreticisi Umutsuz ve Çaresiz Değildi!

Fındık “M.Ö. 2838 yıllarında Çin'de yetiştiriciliğinin yapılan fındığın, Tanrı’nın insanlara ihsan
eylediği beş kutsal meyveden birisi olduğu bildirilmektedir.” Milattan önceye dayanan
geçmişinde bu kadar değersiz ve üreticisini umutsuz, çaresiz ve belirsizlik içerisinde
bırakmadı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan TMO’nun alım
fiyatları; Sivri kalite 51 lira, Tombul 52 lira ve Giresun yağlı fındık ise 53 lira açıklanan fiyata
istinaden işçilik, taşıma ve patoz gibi ücretler belirlendi.
Her yıl olduğu gibi son günlerde Pembe dizilerdeki senaryolar yine yeniden dönmeye başladı.
Ne acı ki üretici üç veya beş aktörün belirleyeceği alım şartlarına boyun eğmek zorunda
kalıyor. Bu tekeller fiyat açıklamadığı için piyasada bir belirsizlik söz konusu. Büyük aktörler
piyasaya; Dünyada ürün bol, randıman düşük, elimizde yeterince fındık var, işinize gelirse
satın gibi birçok senaryolarla ve döviz hareketleri takip ediliyor. Her zaman olduğu gibi
üreticiye hala ayar vermeye çalışıyorlar. Yapılan bu spekülasyonlarla kamuoyunu 40-45 lira
arasında bir değere hazırlama çalışması yapılıyor. Özel sektörün fındık alım fiyatlarını
açıklanan fiyatı alt sınır olarak baz alması aksi durumda bu fiyatın altında oluşacak alımlarda
çiftçi iki kez zarar edeceğinin bilinmesi gerekir.
Fiskobirlik; Üreticinin sahibi olduğu 90 yıllık tecrübeye sahip, kendi entegre tesislerini ürünü
işleyen ve aracı kullanmadan fındığı dış pazara sunma kabiliyeti olan ve Dünyada marka
değeri yüksek Fiskobirlik gibi bir kurum var. Fındık fiyatına ayar verecek olan güçlü Devlet
destekli alım politikası ile Fiskobirlik’tir. TMO ise almış olduğu fındığı üzerine belli bir kar
koyarak satacağı yer yine üreticiye ayak oyunları yapan büyük aktörler. TMO satış yapmış
olduğu dönemde ise fındık fiyatlarındaki düşmelerden çiftçiler inanılmaz zararlar etmektedir.
Yapılması gereken Fiskobirlik’in işlevsel hale getirilmesi için gerekli düzenlemelerin
yapılması ve rekabet kurulunun sahada olmasıdır.
Fındık doğu Karadeniz bölge halkının önemli bir kısmının geçim kaynağıdır. Aynı zamanda
zaman da fındığın sosyal boyutu da oldukça önemlidir. Karadeniz’in olmazsa olmaz tarım
ürünü fındığın belirsizlik içerisinde olmasının kabul edilemez bir durum.
Dünya fındık piyasanın %75 ine hükmeden, 2.5 milyar dolardan fazla ihracat gelirine sahip
olan bu ürün;16 İlde,123 İlçede ve yaklaşık 3200 köyde üretiminin yapıldığı, 500 bin
dolayındaki çiftçi ailesinin direk olarak geçim kaynağı olan ve 5 milyondan fazla kişiyi
ilgilendiren böylesine önemli bir ürünün üç beş patronun spekülasyonlarına alet olacak, feda
edilecek bir ürün olamaz.
Sadece işi üreticinin ürettiğinden aracılık yaparak para kazanmak olan kurumların, üreticinin
ne zor şartlarda üretim yaptığına bakmadan, kendi firmalarının sürdürülebilirliğine odaklanan
ticari işletmelerden ve örgütlerinden bundan fazlasını beklemek zaten olmazdı. Sizler o süslü
ve konforlu salonlarda makamlarda otururken, üretici zor doğa koşullarında fındık bahçesinde
bin bir emekle sizin için konforunuzun devam etmesi için üretime devam ettiğini unutmayın!
Tek taraflı kazan kazan olur ise, bu sürdürülebilir bir üretim modeli olamaz. Üretici kazanç
sağlayamazsa üretimi bırakır, ihracatçı da satacak ürün bulamaz…
Sonuç; herkes kaybeder!!!

Üreticilerimizin çok fazla talebi yok. Sadece istenen; üretim maliyetinin üzerine yaşam payının
koyularak çiftçinin alın terinin karşılığını alacağı taban fiyatının açıklanması ve aracıların ise
bu taban fiyatın altında fındık almasının önüne geçilmesidir. Aksi takdirde üretici bu ekonomik
koşullarda mağdur olup zarar edecek, üretimden kopacak. Kaybeden bütün paydaşlar ve
hepsinden önemlisi ülkemiz olacaktır.
Bugün yapılması gereken çitçiye çeşitli söylemler ile ayar vermek değil, üreticinin alın terinin
karşılığını almasını sağlamaktır. Bunun yolu da çiftçinin malını ucuza kapatmak değildir.
Fındığın gerçek değerini bulacak piyasa şartlarının oluşturulmasıdır.
Yapılması gereken, Devletin fındık üreticisinin örgütü olan Fiskobirlik üzerinden alım politikası
oluşturarak üreticilerin tekelleşmeye karşı korunmasını sağlamaktadır.
Buradan fındık ile ilgili tüm paydaşlara sesleniyoruz. Üreten ülke, kalkınan Türkiye olacaksa
Milli Tarım politikası oluşturacaksak ülkemiz ve çiftçilerimiz lehine tarım politikaları oluşturmak
zorundayız.
Üretici fındık tarımından istediği geliri elde edemediği ürününden alın terinin karşılığını
alamadığından ve hatta zarar ettiği için üretimden kopmakta, fındık bahçesine inmemekte,
gübreleme budama ilaçlama işlemlerini yapmamaktadır. Bu durum üretim verim ve kalite
kaybına neden olmaktadır. Dolayısıyla ülkemiz için Milli servet kaybı ortaya çıkmaktadır.
Çok söze gerek yok,10 Ekim 1935 yılında 1. Milli Fındık Şurasında konuşulan ve alınan
kararların uygulamaya konulmasını yetkililerden talep ediyoruz. Bu kararlara baktığımızda; Yıl
10 Ekim 1935 Ankara’da konunun önemine binaen dönemim Ekonomi Bakanı Celal BAYAR
Başkanlığında 1. Milli Fındık Şurası toplanıyor. O tarihte alınan kararların yarısını bu zamana
kadar uygulayabilseydik inanın şu an biz fındık sorunlarını konuşuyor olmayacaktık.
Unutmayalım; 1. Milli Fındık Kongresinde İlk Milli ürün olarak ilan edilmiştir!...
TBMM’de iktidarı ve muhalefeti ile birlikte fındık üreticisine sahip çıkacak kararların birlikte
alınması ve milli fındık politikasının oluşturulması için gerekli çalışmalar bir an önce
başlatılmalıdır.

Cemil PEHLEVAN
ZMO Yönetim Kurulu Adına

Berat Kalaycı

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER

banner317

banner11

canlı bahis
bahis
türkçe bahis siteleri
canlı bahis
bedava bonus veren bahis siteleri
canlı bahis siteleri
bahis siteleri
canlı bahis oyna
deneme bonusu
adana escort
gaziantep escort
adana escort
gaziantep escort
1xbet
mersin escort
blutv izle istanbul evden eve nakliyat