Dr. Devlet Bahçeli
Devlet Bahçeli, mahkeme salonlarının şov yeri olmadığını söylüyor. Sayın Bahçeli, siyasi davalarda siyaset konuşuluyorsa şov yapmak da kaçınılmazdır.
Bakın, 12 Eylül Darbesi’ni anlatayım. Belki ilk duruşmaya katılmamışsınızdır; ben katıldım.
12 Eylül ihtilalinde Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan evlerinden gözaltına alınırken, MHP lideri Alparslan Türkeş 54 saat sonra Ankara Tümen Komutanı Tümgeneral Nihat Özer’i arayarak teslim oldu ve tutuklandı.
İddianame bir yıl sonra hazırlandı ve yargılama başladı. Mahkeme salonuna Agah Oktay Güner, Sadi Somuncuoğlu, Yaşar Okuyan, Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşları alınırken; duruşma hâkimi Albay Hamdi Sevinç ve başsavcı hâkim Albay Nurettin Soyer (Tunç Soyer’in babası) yerlerini aldılar. Türk ordusunu temsilen cüppe giymeyen askerî hâkimler de mahkeme heyetindeydi.
Başbuğ Türkeş iki jandarma arasında salona girdi. O anda Muhsin Yazıcıoğlu “Dikkat!” diye bağırdı ve herkes ayağa kalktı. Başbuğ Türkeş emin adımlarla yerine ilerledi.
Bu sırada mahkeme başkanı Albay Hamdi Sevinç, “Oturun aşağı!” diye bağırmaya başladı. Ancak İstiklâl Marşı okununca savcı ve hâkimler de ayağa kalktı. Böylece bir devri yargıladıklarını çok iyi anladılar.
İlk soru Agah Oktay Güner’e soruldu. O ise soruya doğrudan cevap vermek yerine şu sözlerle başladı:
“Ne garip tecellidir ki fikrimizi iktidar yaptı, bizler mahkûmuz.”
Konuşmasında bu ihtilalin tamamen ABD tarafından kurgulandığını; Ege Ordu Komutanı Kenan Evren’in, Başbakan Bülent Ecevit tarafından terfi ettirilerek önce 1. Ordu Komutanlığı’na, ardından Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na ve Genelkurmay Başkanlığı’na getirildiğini, bunun da ihtilale zemin hazırladığını söyledi. Hatta daha sonra ABD’den yapılan açıklamalarda “Bizim çocuklar Türkiye’de ihtilal yaptı.” sözleriyle bunun itiraf edildiğini ifade etti.
Sanıkların tutuklulukları yıllarca sürdü. Başsavcı Albay Nurettin Soyer her biri için yüzlerce yıl hapis cezası istedi. Ancak ihtilalci askerlere rağmen GATA’dan çıkan yedi cesur doktor, Başbuğ Türkeş için “cezaevinde kalamaz” raporu verdi. Bu rapor mahkeme başkanı Albay Hamdi Sevinç’e gönderildi ve Başbuğ Türkeş tahliye edildi.
Bugün ise günlerdir sağlık sorunlarıyla mücadele eden Mehmet Murat Çalık hâlâ cezaevinde bulunuyor. Hiçbir doktor “cezaevinde kalamaz” raporu veremiyor. Duruşma hâkimi, 15 milyon oy almış cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu için “Salondan çıkarın.” diyebiliyor.
Avukatlar ve aileler duruşma salonlarına ite kaka alınırken, hakaretler havada uçuşuyor.
Şimdi herkesin aklındaki soru şu:
12 Eylül ihtilalinin şartları mı daha ağırdı, yoksa bugün İBB davalarının şartları mı?
Lütfen herkes elini vicdanına koysun.