Adalet ve Kalkınma Partisi, yirmi beş yıllık iktidarına rağmen kurumsal bir kadrolaşma sürecini tamama erdirememiş bir yapı görünümü sunmaktadır. Bu durumun en somut örneklerinden biri, Ahmet Metin Genç yönetimindeki yapının on yıl boyunca idare ettiği belediyeyi Cumhuriyet Halk Partisi’ne devretmesidir.
Diğer taraftan Ekrem İmamoğlu’nun yönetim tarzı ve kurduğu yapı, siyasi strateji açısından adeta bir okul gibi incelenmesi gereken bir örnek teşkil etmektedir. Özellikle yargı mensuplarına yönelik hakaretlerin canlı yayınlarla halka izletilmesi ve bu durumun toplum nezdinde güçlü bir anlatıya dönüştürülerek canlı tutulması, Türkiye siyasi tarihinde bir ilk olarak hafızalara kazınmıştır.
Parti içindeki bir diğer kritik sancı ise, 25 yıllık süreçte Refah Partisi kökenli kadroların ve o köklü anlayışın, farklı zihniyetler tarafından tasfiye edilmesidir. Sokaktaki her üç kişiden ikisinin AK Partili olduğu günlerden, bugünkü gelinen nokta derin bir muhasebeyi gerekli kılmaktadır.
Eğitim ve adalet mekanizmalarında ise ilginç bir tezat yaşanmaktadır: Cumhuriyet tarihinde ilk defa, Milli Eğitim Bakanı halkın geniş kesimleri tarafından benimsenmesine rağmen CHP tarafından sert bir dirençle karşılanmaktadır.
Benzer bir durum Adalet Bakanı için de geçerlidir; halk nezdindeki karşılık ile muhalefetin bakış açısı arasındaki uçurum dikkat çekicidir.
Recep Tayyip Erdoğan ve yol arkadaşlarının büyük ideallerle kurduğu Adalet ve Kalkınma Partisi, bugün maalesef menfur saldırıların hedefi haline gelmiştir. Bu saldırıların asıl hedefinin, bizzat Erdoğan ve davasına omuz veren kadrolar olduğu açıkça görülmektedir.
Reklamlar Üst geçit ler yerel basın afişler Ahmet Metin Genç
Halk böyle giderse büyükşehir CHP diyor.
Liyakatsiz Devlet kamu kadroları da aynı şeyi yorumluyor..
Adalet ve kalkınma partisi iç temizlik şart olmuştur..
Birilerin değil bir zat halkın kendi içinden olması şart olmuştur..