Trabzon ve Trabzonspor Haberleri

Trabzon’da İran Başkonsolosluğu’ndan anma programı

GÜNDEM

Trabzon Başkonsolosu Naser Mohebati’nin ev sahipliğinde düzenlenen programda, İran İslam Cumhuriyeti Trabzon Başkonsolosluğu tarafından hazırlanan bir bildiri de okundu.


Okunan bildiride, İran’da düzenlenen cenaze törenlerine değinilerek, geniş katılımlı organizasyonların toplumsal birlik ve dayanışmanın göstergesi olduğu ifade edildi. Ayrıca Türkiye’den iletilen taziye mesajlarına teşekkür edilirken, iki ülke arasındaki tarihi ve kültürel bağlara vurgu yapıldı.


İran İslam Cumhuriyeti Trabzon Başkonsolosluğu'nun bildirisinin tam hali ise şöyleydi:

"Mücahit Lider Hazretleri Ayetullah İmam Hamaney ve kendisine eşlik eden diğer şehitlerin cenaze töreni ve son yolculuğuna uğurlanmaları münasebetiyle varlığı bahşeden eşsiz yaratıcının adıyla

Bu günlerde, yılmaz mücahid lider Hazret-i Ayetullah İmam Hamaney’in ve o Şehid İmam ile birlikte şehadete erenlerin aziz naaşlarının Tahran’da ve çeşitli şehirlerde görkemli bir şekilde uğurlanmasına ve kendilerine veda edilmesine dair haber ve görüntülerin yayılması; İranlıların, mücahid ve yorulmak bilmez liderlerine duydukları aşk, bağlılık ve muhabbeti bütün dünyanın gözleri önüne sermiştir. Dünya kamuoyu, İmam Humeyni’nin (rahmetullahi aleyh) aziz naaşına yapılan görkemli veda merasiminin üzerinden yaklaşık otuz yıl geçtikten sonra; hüzün ve elemle dolu bir atmosferde, imanlı ve aşık milyonlarca insanın muazzam bir araya gelişiyle oluşan milli dayanışmanın, toplumsal bütünlüğün ve geniş katılımın eşsiz sahnesinde, İran milletinin ihtişamını, azametini ve vatanı ile şehid liderine olan vefasını bir kez daha temaşa etmiştir. İnsanlık tarihi, bu azametli ve iftihar dolu sahneleri hem hafızasına hem de İranlıların kadim ve medeni tarihine dair sayfalara kaydedecektir.

İran İslam Cumhuriyeti Trabzon Başkonsolosluğu da İran’daki büyük veda merasimine eşlik ederek; kıymetli İranlı vatandaşlardan oluşan bir topluluğun yanı sıra düşünürler, akademisyenler, medya mensupları, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ile kültürel ve dini şahsiyetlerden oluşan Türkiyeli gönül dostlarının katılımıyla bir merasim düzenlemiştir.

İran milleti ve İran İslam Cumhuriyeti devleti zorlu günleri geride bırakmıştır; elbette bu çalkantılı günlerde kardeş ve dost ülke Türkiye Cumhuriyeti’nin yetkililerinin ve milletinin desteği, gönül birliği ve dayanışması gönlümüze kuvvet olmuştur. İran İslam Cumhuriyeti Trabzon Başkonsolosluğu, kendisine ulaşan taziye mesajlarıyla Trabzon’un ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuzeydoğu illerinin yetkililerinin ve asil halkının duygu paylaşımına, başsağlığı dileklerine ve desteğine tanıklık etmiş, bunları şükranla karşılamış ve bu dayanışmayı, iki ülke ve iki millet arasındaki hakiki kardeşliğin bir belgesi olarak faaliyet kayıtlarına geçirmiştir. Bu itibarla, gözlemcilerin nazarında İran ve Türkiye milletleri arasındaki bağ, ortak değerler ve ilişkiler yalnızca siyasi bir ilişkiden ibaret olmayıp; tarihte, dinde, kültürde, kadim medeniyette ve köklü bir arada yaşama geleneğinde kök salmıştır. Bu bağlar, asırlar boyunca iyi komşuluk, karşılıklı saygı ile derin insani ve İslami ortak paydalar temelinde sapasağlam ayakta kalmıştır.

Başkonsolosluğumuz, bu vesileyle fırsattan istifade ederek; Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve milletinin, özellikle de Trabzon’un saygıdeğer yetkililerinin ve asil halkının kıymetli desteği ve gönül birliği için en derin teşekkür ve şükranlarını beyan etmeyi yerinde görmektedir.

Milyonlarca İranlının ve dünyadaki nice Müslüman ile hür vicdanlı insanın nazarında İslam Devrimi’nin Şehid Lideri; ömrünü izzet, bağımsızlık ve milli iktidar yolunda, İslam ümmetinin onurunu savunmaya, mazlum milletlere destek olmaya, tahakküm arayışlarına karşı koymaya, Filistin davasına ve Kudüs-ü Şerif’in özgürlüğüne arka çıkmaya adamış bir şahsiyetti. Bu bakışa göre kendisi yalnızca siyasi bir şahsiyet değil; aynı zamanda İslam dünyasında seçkin bir alim ve yılmaz bir mücahid olarak kabul görmekteydi.

Ayetullah Seyyid Ali Hamaney, bütün hayatını devrimci İslam ülküsü ve istikbâra (küresel zorbalıkla) mücadele esasına göre; Allah’a tevekkül ederek, dünyevi menfaatlere ve makama gönül bağlamadan yaşamış ve nihayetinde bu ülkü uğrunda şehadete ermiştir. Ayetullah Hamaney’in yaşam tarzı; giyim kuşamından dış görünüşüne, söz ve davranışlarından okumalarına, ilgi alanlarından zevklerine kadar her yönüyle ülküsü etrafında şekillenmiş ve onun dünyası bu ülkü temelinde anlam kazanmıştır. Bu ülkü, “modern cahiliye” olarak adlandırdığı “yeni Batı” ile uzlaşmaz bir tutum içindeydi; ülkenin düşüncede ve eylemde bağımsızlığını hedefliyor, gerçek kalkınmayı içsel dinamiklere dayalı ve yerli bir kalkınma olarak görüyordu. Kendisi sade bir hayat sürer; Ehl-i Beyt (a.s.) mektebini mücadele, bağımsızlık ile sömürü ve istikbâra karşı direniş için en iyi ideoloji olarak yorumlardı.

Kendisi; bir yandan İslam ve İran’ın geleneğine, fıkhına, tarihine ve İran’ın klasik edebiyatına dair derin vukufiyeti, öte yandan sömürgecilik tarihi ve yeni Batı hakkındaki bilgisi sayesinde, İran’ın Batı ile karşı karşıya gelişini siyasi bir çekişme olarak değil, bir medeniyet mücadelesi olarak görüyor ve sömürücü Batı karşısında her alanda (siyasi, askeri, kültürel, ekonomik vb.) topyekûn bir duruş sergilenmesini istiyordu.

Müslümanların bağımsızlığını ve izzetini savunma yolundaki uzun soluklu mücadelesi, onu nihayetinde bütün hak mücahidlerin arzusu olan yüce şehadet makamına ve üstün manevi mertebeye ulaştırmıştır. Bu makam, mücahidler için keramet zirvesi ve ilahi mükâfat olarak anılmaktadır. “Şehadet” yalnızca bir hadise değil; ilahi ülküler yolunda fedakârlık ve sorumluluk üzerine kurulu bir hayatın kemale erişinin simgesidir.

Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.