KAMUOYUNA SAYGIYLA DUYURULUR
TRABZON KÖMÜR SEKTÖRÜ TEMSİLCİLERİNDEN TRABZON BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NİN AÇIKLAMASINA CEVAP
Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından 8 Ekim 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaşılan açıklamayı sektör temsilcileri olarak dikkatle okuduk.
Öncelikle şunu açıkça ifade etmek istiyoruz:
Çevrenin korunmasına, insan sağlığına ve mevzuata uygun faaliyet yürütülmesine hiçbir itirazımız yoktur.
Ancak belediyenin açıklamasında yer alan bazı ifadelerin, sektörümüzün gerçek durumunu ve yaşanan süreci kamuoyuna eksik ve tek taraflı yansıttığını düşünüyoruz.
Bu nedenle, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına bazı hususlara açıklık getirme zorunluluğu doğmuştur.
1. “Yıllardır sürekli şikâyet vardı” ifadesi kamuoyuna açık ve somut şekilde ortaya konulmalıdır
Belediye açıklamasında, kömür tesislerinin faaliyete başladıkları günden bu yana çevresel etkileri nedeniyle vatandaşların sürekli şikâyetlerine konu olduğu ifade edilmektedir.
Eğer böyle bir iddia ortaya konuluyorsa kamuoyunun şu soruların cevaplarını bilme hakkı vardır:
Kaç şikâyet yapılmıştır?
Hangi tesis hakkında, hangi tarihte, hangi gerekçeyle şikâyet yapılmıştır?
Bu şikâyetlerin kaçı resmi kurumlar tarafından haklı bulunmuştur?
Hangi tesis hakkında çevre mevzuatına aykırılık tespit edilmiştir?
Hangi tesis için hangi yaptırım uygulanmıştır?
Kamuoyuna genel ifadelerle “sürekli şikâyet vardı” denilmesi yerine, varsa resmi kayıtların ortaya konulmasını bekliyoruz.
Bizler de varsa eksikliklerimizi bilmek ve gidermek istiyoruz.
Ancak somut veriler ortaya konulmadan bütün sektörü aynı şekilde değerlendirmek doğru değildir.
---
2. “İnsan sağlığını tehdit ediyor” ifadesi son derece ciddi bir iddiadır
Faaliyetlerin durdurulmasına ilişkin gerekçeler arasında çevresel etkiler ve insan sağlığına yönelik tehditlerden bahsedilmektedir.
Bu ifade son derece ağır bir ifadedir.
Buradan yetkililere açıkça soruyoruz:
Hangi bilimsel çalışma, hangi ölçüm veya hangi resmi rapor, hangi tesisin insan sağlığını tehdit ettiğini ortaya koymaktadır?
Eğer böyle bir rapor varsa kamuoyuyla paylaşılmasını istiyoruz.
Çünkü bir işletmenin yıllardır faaliyet gösterdiği bir yerde, “insan sağlığını tehdit ediyor” denilerek faaliyetinin sona erdirilmesi, o işletmenin itibarı, çalışanları ve ticari ilişkileri açısından son derece ağır sonuçlar doğurmaktadır.
Bizler hiçbir zaman çevre ve insan sağlığını ekonomik menfaatin karşısına koymadık.
Tam tersine;
Gerekli çevresel tedbirlerin alınmasını, eksiklik varsa giderilmesini ve denetimlerin yapılmasını biz de istiyoruz.
---
3. Konuyu yalnızca “kömür deposu” olarak göstermek doğru değildir
Belediyenin açıklamasında kömür kullanımının Trabzon ekonomisi açısından belirleyici olmadığı, konutlarda kömür kullanımının sınırlı olduğu ve sanayi tesislerinde de kömür kullanan işletmelerin oranının düşük olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle tesislerin faaliyetlerine son verilmesinin Trabzon ekonomisine “darbe” olarak yorumlanamayacağı ifade edilmektedir.
Burada önemli bir kavram karmaşası bulunmaktadır.
Bizim faaliyetimiz yalnızca Trabzon'daki konutların kömür ihtiyacını karşılamak değildir.
Trabzon’daki depolar;
- sanayi kuruluşlarına,
- çay fabrikalarına,
- balık ve süt ürünleri sektörüne,
- turizm sektörüne hizmet veren işletmelere,
- çeşitli ticari işletmelere,
- kamu kurum ve kuruluşlarına,
- bölgedeki diğer illere
ürün tedarik eden bir lojistik ve ticaret zincirinin parçasıdır.
Dolayısıyla “Trabzon’da konutların çoğu doğalgaz kullanıyor” demek, kömür ticaretinin Trabzon ekonomisindeki gerçek rolünü açıklamamaktadır.
Kömürün evlerde kullanımı ile kömürün sanayi ve ticari tedarik zincirindeki yeri aynı şey değildir.
---
4. “Trabzon ekonomisine darbe değildir” denilirken sektörün istihdamı neden hesaba katılmıyor?
Daha önce sektör temsilcileri olarak kamuoyuna açıkladığımız üzere, kömür sektörü yalnızca depo çalışanlarından oluşmamaktadır.
Bu sektör;
çalışanları, nakliyecileri, şoförleri, liman hizmetlerini, yükleme-boşaltma faaliyetlerini, iş makinelerini, bakım-onarım hizmetlerini, taşeronları ve bunların ailelerini doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen geniş bir ekonomik yapı oluşturuyor.
Sektör temsilcilerinin daha önce kamuoyuna açıkladığı verilere göre, Trabzon’da yaklaşık 1.410 kişilik doğrudan istihdam söz konusudur.
Bu nedenle soruyoruz:
1.410 kişinin istihdamı ve bu insanların ailelerinin ekonomik hayatı Trabzon ekonomisinin bir parçası değil midir?
Bir işletmenin kapanması yalnızca işletme sahibini ilgilendirmez.
Bir işçinin maaşı;
evine,
marketine,
çocuğunun eğitimine,
kirasına,
faturasına,
şehirdeki diğer esnafa kadar uzanan bir ekonomik zincir oluşturur.
Bu nedenle “ekonomiye darbe değildir” şeklindeki değerlendirmenin hangi ekonomik analiz veya rapora dayandığını bilmek istiyoruz.
---
5. Trabzon Limanı meselesi yalnızca kömürden ibaret değildir; ancak kömür ticaretinin limana katkısı da inkâr edilemez
Belediye açıklamasında, kömür faaliyetlerinin Trabzon Limanı’nın gündeminden çıkmasının limanın işlem hacmini azaltacağı yönündeki değerlendirmelerin doğru bulunmadığı belirtilmektedir.
Biz Trabzon Limanı’nın yalnızca kömürle ayakta durduğunu söylemiyoruz.
Ancak şu gerçeğin de inkâr edilmemesi gerekir:
Kömür ticareti limana gemi getirir, yükleme-boşaltma faaliyeti oluşturur, depolama ve nakliye zincirini harekete geçirir ve birçok sektöre ekonomik katkı sağlar.
Bir ticaret kaleminin limandan çıkarılması elbette limanın tamamen kapanması anlamına gelmez.
Fakat “hiçbir ekonomik etkisi yoktur” anlamına da gelmez.
Bizim itirazımız tam olarak bunadır.
Trabzon’un ticaretini büyütmek istiyorsak, mevcut ticaret hacmini azaltmak yerine artırmanın yollarını aramalıyız.
---
6. “Turizm güzergâhı” gerekçesi tek başına işletmelerin yok edilmesinin gerekçesi olamaz
Belediye açıklamasında Değirmendere Vadisi'nin Sümela, Kuştul ve Vazelon manastırları ile Hamsiköy gibi turizm destinasyonlarının güzergâhında bulunduğu belirtilerek kömür tesislerinin bu bölgede bulunmamasının turizm vizyonu açısından isabetli olduğu ifade edilmektedir.
Biz turizme karşı değiliz.
Trabzon’un turizm şehri olmasını biz de istiyoruz.
Ancak turizm ile sanayi ve ticaretin birbirinin düşmanı gibi gösterilmesini de doğru bulmuyoruz.
Dünyanın birçok şehrinde turizm, lojistik, sanayi ve ticaret aynı şehir içerisinde gerekli çevresel önlemler alınarak birlikte yürütülmektedir.
Eğer sorun çevresel görünüm veya toz ise;
gerekli yatırımlar yapılabilir,
saha standartları yükseltilebilir,
denetimler artırılabilir,
ilave tedbirler alınabilir.
Çözüm neden doğrudan “kapatma” olmak zorundadır?
---
7. Biz taşınmak istemiyoruz; çünkü yıllardır yaptığımız yatırımlar ve kurduğumuz ticari düzen var
Son dönemde sektörümüze farklı bölgelerde alternatif alanlar gösterilmesinden ve taşınma seçeneklerinden bahsedilmektedir.
Burada da açık konuşmak istiyoruz:
Biz mevcut yerlerimizden taşınmak istemiyoruz.
Çünkü bu alanlarda yıllardır yatırımlar yaptık.
İş makinelerimiz, depolama sistemlerimiz, altyapımız, çalışanlarımız, müşterilerimiz ve ticari bağlantılarımız bu bölgelerde oluşmuştur.
Bize yeni bir yer gösterilmesi, oraya taşınmanın ekonomik ve hukuki olarak mümkün olduğu anlamına gelmez.
Yeni bir alanda;
- yeni izinler,
- yeni ÇED süreçleri,
- altyapı yatırımları,
- zemin ve saha yatırımları,
- ulaşım maliyetleri,
- yeni lojistik maliyetler,
- yeni müşteri ve tedarik planlamaları
ortaya çıkacaktır.
Bu maliyetleri kimin karşılayacağı ve yıllardır yapılmış yatırımların ne olacağı konusunda da somut bir açıklama yapılmasını istiyoruz.
---
8. Kamuoyunun bilmesi gereken en önemli konu: Biz çözümden kaçmıyoruz
Sektör olarak hiçbir zaman “denetim yapılmasın” demedik.
Hiçbir zaman “çevre kuralları uygulanmasın” demedik.
Tam tersine;
Eksiklik varsa giderelim.
Gerekli yatırımları yapalım.
Çevresel tedbirleri artırıp faaliyetimize devam edelim.
diyoruz.
Bizim istediğimiz budur.
Kapatmak yerine düzeltmek.
Yok etmek yerine düzenlemek.
Taşımak yerine mevcut alanları mevzuata uygun hale getirmek.
Bunun mümkün olmadığı iddia ediliyorsa, bunun da bilimsel ve teknik gerekçelerinin ortaya konulmasını istiyoruz.
---
KAMUOYUNA SON SÖZÜMÜZ
Biz bugün burada ayrıcalık istemiyoruz.
Kimsenin hakkını istemiyoruz.
Kamu kurumlarından imtiyaz talep etmiyoruz.
Biz sadece adil, şeffaf, hukuka uygun ve somut verilere dayanan bir süreç istiyoruz.
Trabzon Büyükşehir Belediyesi'nin açıklamasında ifade edilen değerlendirmelere saygı duyuyoruz; ancak sektörümüzü ilgilendiren bu kadar önemli bir konuda kamuoyunun yalnızca tek taraflı bilgilerle yönlendirilmesini doğru bulmuyoruz.
Bu nedenle buradan açık bir çağrıda bulunuyoruz:
Eğer kömür depolarının çevreye veya insan sağlığına zarar verdiği söyleniyorsa, bunun bilimsel raporları kamuoyuna açıklansın.
Eğer yıllardır sürekli şikâyet olduğu söyleniyorsa, resmi şikâyet kayıtları ortaya konulsun.
Eğer Trabzon ekonomisine hiçbir etkimizin olmadığı söyleniyorsa, bunun ekonomik analizi açıklansın.
Eğer taşınmamız isteniyorsa, mevcut yerlerimizde neden faaliyet gösteremeyeceğimiz teknik ve hukuki olarak anlatılsın.
Biz gerçeklerin kamuoyundan saklanmasını istemiyoruz.
Tam tersine;
Belgeler konuşsun.
Raporlar konuşsun.
Bilim konuşsun.
Hukuk konuşsun.
Ve bütün bunların sonucunda Trabzon için en doğru karar birlikte verilsin.
Çünkü bugün mesele sadece sekiz kömür deposunun meselesi değildir.
Mesele;
Trabzon’da yatırım yapan insanların, çalışan insanların, ticaret yapan insanların ve bu şehirde ekmek kazanan insanların geleceğidir.
Biz çevreyi koruyarak ticaret yapmak istiyoruz.
Biz çalışanlarımızı koruyarak faaliyet göstermek istiyoruz.
Biz Trabzon’da kalmak, yatırım yapmaya ve istihdam sağlamaya devam etmek istiyoruz.
Biz kapatılmak değil, dinlenilmek istiyoruz.
Biz taşınmak değil, çözüm üretmek istiyoruz.
Biz ayrıcalık değil, adalet istiyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TRABZON KÖMÜR SEKTÖRÜ TEMSİLCİLERİ