Trabzon’da öğretmenler ve eğitim emekçileri, çalışma koşulları, ücret politikaları ve mülakat uygulamalarına ilişkin taleplerini duyurmak amacıyla bir araya geldi. Eğitim Sen Trabzon Şubesi öncülüğünde düzenlenen basın açıklamasında, öğretmenlerin yaşadığı ekonomik ve mesleki sorunlara dikkat çekilirken, Ankara’da eylemlerini sürdüren özel sektör öğretmenleri ile mülakat mağduru öğretmenlere destek mesajı verildi.
“Siyah Çelenk Bırakıyoruz” sloganıyla gerçekleştirilen etkinlik, bugün 13.30’da Trabzon Hükümet Konağı önünde yapıldı. Açıklamada; taban maaş hakkının yasal güvence altına alınması, güvenceli çalışma koşullarının sağlanması, insanca yaşanabilecek ücret politikalarının hayata geçirilmesi ve mülakat mağduriyetlerinin giderilmesi talepleri dile getirildi.
Eğitim Sen Trabzon Şubesi Başkanı Muhammet İkinci, yaptığı basın açıklamasında Ankara’da hak arama mücadelesi veren öğretmenlere yönelik polis müdahalesine tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:
Eğitim Sen Trabzon Şube Başkanı Muhammet İkinci:
“Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenler; taban maaş, güvenceli çalışma, insanca yaşayabilecekleri bir ücret, özlük haklarının güvence altına alınması ve mülakat nedeniyle yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesi talepleriyle sekiz gündür Ankara’da eylemlerini sürdürmektedir. Yetkililerin öğretmenlerin haklı ve meşru talepleri karşısında sessiz kalması üzerine meslektaşlarımız yedi gündür açlık grevindedir.
Öğretmenler, seslerini duyurabilmek ve taleplerini kamuoyuyla paylaşabilmek amacıyla dün Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Ankara Temsilciliği önünden Madenci Anıtı’na yürümek istemiştir. Ancak yürüyüş başlamadan öğretmenlerin karşısına bir kez daha polis barikatı çıkarılmıştır. Yapılan sert müdahalede biber gazı kullanılmış; meslektaşlarımız darbedilmiş, yerlerde sürüklenmiş, fenalaşanlar olmuş ve çok sayıda öğretmen gözaltına alınmıştır.
Öğretmenlere yönelik müdahaleler tekil ve istisnai olmaktan çıkmış, sistematik bir nitelik kazanmıştır. Anayasal haklarını kullanarak basın açıklaması yapmak, yürümek ve taleplerini dile getirmek isteyen öğretmenler günlerdir polis ablukası, fiziksel şiddet ve gözaltılarla karşı karşıya bırakılmaktadır. Üstelik baskı yalnızca öğretmenlerle sınırlı kalmamakta; dayanışma amacıyla eylemlere katılan sendikalar, meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri ve siyasi parti temsilcileri de aynı müdahalelerin hedefi olmaktadır.
Buradan bir kez daha soruyoruz: Öğretmenler neden günlerdir sokaktadır? Öğretmenler neden bedenlerini açlığa yatırmak zorunda kalmaktadır? Çocuklarımızı ve gençlerimizi emanet ettiğimiz öğretmenlerin karşısına neden sürekli polis barikatları çıkarılmaktadır?
Öğretmenlerin çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin sorunların çözülmesi gerekirken, iktidarın öğretmenlerin taleplerine polis şiddetiyle yanıt vermesi kabul edilemez. Hak aramak suç değildir.