Trabzon ve Trabzonspor Haberleri

Plaka Değişimi ve Toplumsal Refleks: Hukuk Devleti Nerede?

GÜNDEM

Plaka Değişimi ve Toplumsal Refleks: Hukuk Devleti Nerede?

Son günlerde Trabzon’da yaşanan ve kamuoyunda “APP plaka” tartışması olarak bilinen mesele, aslında yalnızca bir plaka değişim meselesi değildir. Bu olay, toplumsal reflekslerimizin, hak arayışımızın ve çaresizlik karşısında nasıl bir tutum aldığımızın da açık bir fotoğrafını ortaya koymaktadır.

Tam olarak ne olduğu dahi netleşmemiş, hukuki zemini kamuoyuna yeterince anlatılmamış bir uygulama üzerinden insanların koştur koştur plaka değiştirmeye yönelmesi, üzerinde durulması gereken ciddi bir toplumsal tabloyu göstermektedir. Daha düne kadar kullanılan plakalar bir anda “sorunlu” ilan edilmekte, insanlar ise cezai yaptırımlarla karşılaşmamak için adeta sıraya girerek yeniden plaka bastırmaktadır.

Trabzon gibi yaklaşık 200 bin aracın bulunduğu bir şehirde araçların yarısından fazlasının plaka değiştirmek zorunda kalması, basit bir idari düzenleme olarak görülemez. Bu durum, doğrudan doğruya ekonomik ve sosyal bir sonuç doğurmaktadır. İnsanlar, ortada kendi kusurlarından kaynaklanmayan bir durum olmasına rağmen, bedel ödemeyi kabullenmek zorunda bırakılmaktadır.

İşin en düşündürücü tarafı ise burada ortaya çıkan çelişkidir. Eğer ortada gerçekten “illegal” bir uygulama varsa, bu durumun sorumluları bellidir. Denetim mekanizmaları, izin süreçleri ve meslek odalarının sorumluluk alanları vardır. Bu süreçte hata yapanların tespit edilmesi ve sorumluluğun onlara yüklenmesi gerekirken, bedelin doğrudan vatandaşın omuzlarına yüklenmesi, hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz.

Toplumun önemli bir kısmı bu durumu sorgulamadan kabullenmiş görünmektedir. İnsanlar ceza korkusuyla çözümü yine cebinden ödeme yaparak bulmaktadır. Bu durum aslında hak arama refleksinin zayıfladığını, vatandaşın çoğu zaman “itiraz etmek yerine uyum sağlamayı” tercih ettiğini göstermektedir. Bu da toplumsal psikolojide derin bir çaresizlik duygusunun yerleştiğinin işaretidir.

Daha da dikkat çekici olan, Trabzon’daki meslek odası başkanının yaptığı açıklamadır. İki gün önce yapılan açıklamada, plaka değişiminden odanın sadece cüzi sayılabilecek 150 TL gibi bir pay aldığı ifade edilmiştir. Ancak basit bir matematik hesabı dahi, ortaya çok farklı bir tablo çıkarmaktadır.

Eğer şehirde 200 bin aracın yarısından fazlası plaka değiştirecekse ve her işlemden oda payı olarak 150 TL kalıyorsa, bu rakam kısa sürede milyonlara ulaşmaktadır. En muhafazakâr hesapla bile 15–20 milyon TL gibi ciddi bir gelirden söz edilmektedir. Bu tablo ister istemez şu soruyu gündeme getirmektedir: Ortada gerçekten bir düzenleme mi vardır, yoksa bir hatanın bedeli topluma ödettirilerek yeni bir ekonomik alan mı oluşturulmaktadır?

Üstelik mesele yalnızca oda payı ile sınırlı değildir. Plakanın basım masrafı, noter işlemleri, yeniden tescil süreçleri ve diğer bürokratik giderler de eklendiğinde ortaya çıkan toplam maliyet katlanarak büyümektedir. Buna bir de vatandaşın günlerce sıra bekleyerek kaybettiği zaman eklendiğinde tablo daha da çarpıcı hâle gelmektedir. Tüm bu maliyetler ve zaman kaybı birlikte düşünüldüğünde insan ister istemez şu soruyu sormadan edemiyor: Demek ki biz gerçekten çok zengin bir milletiz ve zamanımız da oldukça değersiz. Çünkü başka türlü, ortada kendi hatamız olmayan bir durum için hem para hem zaman kaybetmeyi bu kadar kolay kabullenmek mümkün değildir.

Bir başka çarpıcı çelişki ise ceza uygulamalarında ortaya çıkmaktadır. Dışarıda, yani meslek odası dışındaki bir yerde yaptırılan plakanın cezası 140 bin TL gibi astronomik bir rakam olarak ifade edilirken, aynı nitelikteki bir uygulamanın STK bünyesinde yapılması durumunda cezanın 4 bin TL civarında kalması nasıl izah edilecektir? Eğer bir iş gerçekten illegal ise, onun ölçüsü ve yaptırımı da aynı olmalıdır. Hukukun temel ilkesi budur. İllegal olan illegaldir; bunun kurumuna göre değişen bir ölçüsü olamaz.

Medeni toplumlarda ve gerçek hukuk devletlerinde ilke nettir: Hata yapan bedelini öder. Vatandaş ise mağdur edilmez. Oysa burada ortaya çıkan tablo tam tersini göstermektedir. Hatalı uygulamaların sorumluları yerine, kurallara uymaya çalışan vatandaşın yeniden ödeme yapmak zorunda bırakılması kabul edilebilir değildir.

Bu mesele yalnızca Trabzon’un meselesi değildir. Bu mesele, Türkiye’de kurumların sorumluluğu ile vatandaşın yükümlülüğü arasındaki dengenin nasıl kurulduğunun bir göstergesidir. Eğer bir uygulama yıllarca kullanılmış ve denetimlerden geçmişse, bugün bir anda “yanlış” ilan edilmesinin bedelini toplum ödememelidir.

Bugün Trabzon’da yaşanan plaka tartışması aslında daha büyük bir soruyu önümüze koymaktadır:
Biz gerçekten bir hukuk devleti refleksiyle mi hareket ediyoruz, yoksa ortaya çıkan her hatanın bedelini vatandaşın cebinden karşılamayı normal mi görüyoruz?

Toplumların gücü, hataları kabullenip bedelini en zayıfa ödetmelerinde değil; adaleti, sorumluluğu ve hakkaniyeti doğru yere koyabilmelerinde yatar. Trabzon’da yaşanan bu tablo ise tam da bu noktada yeniden düşünmemiz gereken bir uyarı niteliği taşımaktadır

Davut Çakıroğlu
Önceki Dönem Belediye Meclis üyesi

Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.