Hükümet tarafından açıklanan Orta Vadeli Program’a (OVP) karşı seslerini yükseltmek amacıyla kitlesel bir yürüyüş düzenledi. Kent merkezindeki Kahramanmaraş Caddesi boyunca sloganlar eşliğinde yürüyen grup, yürüyüşlerini Meydan Parkı’nda tamamladı.
Meydan Parkı’nda platform adına basın açıklamasını gerçekleştiren Muhammet İkinci, 2027–2029 yıllarını kapsayan programın emekçilerin ve dar gelirlilerin sorunlarına çözüm üretmekten uzak olduğunu belirterek; özelleştirmeler, artan vergi yükü ve ekonomik tercihlere ilişkin eleştirilerde bulundu.
“Siyasi iktidar açıkladığı Orta Vadeli Program (OVP) ile 2027–2029 yılları arasında 3 yıl boyunca kimin korunacağını, kimin bedel ödeyeceğini ve ekonomik tercihlerin hangi toplumsal kesimler lehine kullanılacağını ortaya koydu.
Programda büyüme, rekabet, verimlilik, mali disiplin ve yatırım ortamından söz edilirken; milyonlarca emekçinin yaşadığı yoksulluk, ücretlerin erimesi, işsizlik, güvencesizlik ve geçim sıkıntısına ilişkin gerçek ve bağlayıcı çözümler ortaya konulmuyor.
Türkiye ekonomisinin 2027–2029 döneminde sırasıyla %4,2, %4,6 ve %5 oranında büyümesi hedeflenirken, büyümenin önemli belirleyicileri sermaye stoku ve verimlilik olarak tarif ediliyor. Ekonominin büyümesi tek başına halkın refahının arttığı anlamına gelmez. Asıl mesele, yaratılan toplumsal zenginliğin nasıl bölüşüldüğüdür. Bugün Türkiye’de büyüyen şey halkın refahı değil; sermayenin kârı, emeğin sömürüsü ve gelir adaletsizliğidir.
Milyonlarca işçi ve kamu emekçisi aldığı ücretle ay sonunu getiremezken; emekliler temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, üreticiler artan maliyetler altında ezilirken 'mali disiplin' adı altında yine emekçilere fedakârlık dayatılıyor. Kâr eden kamu varlıkları özelleştirilirken, zarar ve borçlar halkın sırtına yükleniyor.
Cevap aranması gereken soru şudur: Mali disiplin neden emekçinin ücretine geldiğinde hatırlanıyor da sermayenin teşvikleri, vergi ayrıcalıkları, garanti ödemeleri ve kamu kaynaklarından aldığı pay söz konusu olduğunda unutuluyor?
Programda OVP’de vergi yükünün önümüzdeki yıllarda artması öngörülüyor. Ancak Türkiye’nin temel sorunu yalnızca verginin miktarı değil, kimin vergi ödediğidir. Ücretliler daha maaşlarını almadan vergisini öderken; servet ve rant sahiplerinin, büyük şirketlerin ve yüksek gelir gruplarının vergilendirilmesinde aynı adaleti göremiyoruz.
Halkın vergileriyle yapılan otoyol ve köprülerden bir kez daha geçiş ücreti alınması, yurttaşın aynı hizmet için tekrar tekrar ödeme yapmaya zorlanması kabul edilemez. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmalıdır. Dolaylı vergilerin ağırlığı azaltılmalı; servet, rant ve yüksek gelirler etkin biçimde vergilendirilmelidir.
Kamu varlıkları halkındır! Kamu kaynakları şirketlerin kârını büyütmek için değil, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılmalıdır!