Yeni düzenlemenin getirdiği en dikkat çekici kararlardan biri, su yüzeylerindeki kısıtlamalar oldu. İçme suyu temin edilen göl, baraj ve göletlerin su yüzeyinde, teknik zorunluluklar dışında hiçbir yeni yapıya izin verilmeyecek.
Ayrıca su havzalarının su yüzeylerinde yenilenebilir enerji santralleri dahil hiçbir enerji tesisi kurulamayacak. Uzun mesafeli koruma alanlarında ise termik santral, gazlaştırma, biyogaz ve biyokütle tesislerinin inşası tamamen yasaklandı. Arıtılmış dahi olsa atık suların doğrudan suya deşarj edilmesi ve su yüzeyine kirletici madde bırakılmasına kesinlikle müsaade edilmeyecek.
Su kalitesini korumak adına ulaşım ve ticaret alanında da önemli adımlar atıldı:
Tekne Kullanımı: İçme suyu havzalarında akaryakıtla çalışan kayık ve motorlu araçların kullanımına genel bir yasak getirildi. Sadece güvenlik, toplu ulaşım veya su kalitesinin izlenmesi gibi zorunlu durumlarda Bakanlık izniyle faaliyet gösterilebilecek.
Akaryakıt İstasyonları: Mutlak koruma alanlarında yeni akaryakıt ve şarj istasyonları, gaz dolum tesisleri ile kimyasal madde depolarının kurulmasına izin verilmeyecek. Mevcut istasyonlar ise TSE standartlarına uyumlu hale getirilecek ve bu alanlarda oto yıkama ya da yağ değişimi gibi işlemler yapılamayacak.
Trabzon'daki Atasu Barajı'nı da doğrudan ilgilendiren bir diğer yenilik ise denetim mekanizmasının dijitalleşmesi oldu. Yeni yönetmelikle birlikte havza koruma alanlarının sınırları kadastro paftalarına işlenerek tapu sicilinin beyanlar hanesinde yer alacak.
Bununla birlikte Tarım ve Orman Bakanlığı, coğrafi bilgi sistemi tabanlı bir dijital veri sistemi kuracak. İlgili kurumlar denetimlerini yılda iki kez bu sisteme aktararak su kaynaklarının dijital ortamda anlık takip edilmesini sağlayacak. Mevcut koruma planlarının bir yıl içerisinde bu yeni kurallara uyumlu hale getirilmesi zorunlu kılındı.